Templates by BIGtheme NET

Korkutucu Bir Okuma Fikri: Stephen King – Duma Adası

Korku romanı denilince akla ilk gelen isim olan Stephen King, korkunun sularında dolaşmaya devam ettiği Duma Adası adlı romanıyla, ‘saf korkunun derinlerine inerek’ psikolojik gerilimle tam anlamıyla örtüşen bir hikâye sunuyor…

Stephen King… Korkunun üstadı… Hatta daha da ileri; korkunun mimarı… Ama King Duma Adası’nda korkuyu insan psikolojisiyle birleştirip, her sayfada nabız atışı yükselen bir gerilim sunuyor okura. Hatta öyle ki, kitabı bitiren okuyucusuna ‘sonun daha gerçekçi olması mı, olmaması mı gerekirdi!’ diye sorduran Duma Adası’nda yaratılan karakterler kurguyla öylesine sağlam bir biçimde birleşiyor ki, karakterlerin başına gelen, hatta gelmesi muhtemel olup da gelmeyen durumlarda bile kalp atışınız hızlanıyor. Bir kazanın geldiği son nokta, o noktaya gelene kadar yaşanılanlar ikinci şansın ne derece şans olduğunu sorgulatırken, insanın nefes aldığı sürece mücadele etmekten geri kalamadığını da sık sık vurguluyor…

Saf korkunun cinle, yaratıkla, hayaletle olduğu gibi insanın ‘hastalıklı’ ruh haliyle de verilebilineceğinin kanıtı olan Duma Adası’nda, artı olarak bolca hayalet de mevcut. Yani korku unsurlarının neredeyse hepsinin ustaca kullanıldığı roman okuru korkmaktan, gerilmekten bir an olsun mahrum etmeyerek amacına fazlasıyla ulaşmış durumda.
King’in yazar kimliği, okuyucu kitlesi, beyazperdedeki yansıması hakkında zaten fazlaca yazılıp çizildiğinden hemen romana geçmek istiyorum. Çünkü Duma Adası’na dair anlatılacak çok şey var…

Eksiksiz bir kurgu…

Her şeyden önce, kurgunun gidişatından da önce neler var kitapta sıralamak doğru olacak. İlk olarak insan faktörü var. Okuyanı hayaletten çok daha korkutan karakterler ustaca işlendiği için ve tüm çıplaklıklarıyla ruh halleri yansıtıldığı için roman, ‘psikolojik gerilim’ tanımlamasını hak ediyor. Sonra yaşam var. Verdikleri ve aldıklarıyla, beklide her şeyin önceden planlandığı kaderle örtüşen yaşam hikâyeleri var. Aile ilişkisi, karı koca ilişkisi, dost ilişkisi, iş ilişkisi var. Çekirdek ailede, ebeveynlerin çocuklar arasında seçim yapıp birini öne çıkartmaları, aşkta hataların yaşanarak öğrenildiği, yabancılaşmada insan ilişkileri, ruh halleri, mekân ve kentler var. Sanat var! En yalın haliyle resim sanatı ki, en korkunç anlatımıyla çizen eller var, bolca… Ve hatalar var… İnsana dair olanından hayale ve hayalete dair olanına kadar…

Birkaç paragraf daha yazabileceğim kadar, kurguyu zenginleştiren ayrıntılar var Duma Adası’nda…

King’in son romanlarında iyice ortaya çıkan ‘olgun’ anlatımı zamanla hayaletleri, canavarları iyice uzaklaştıracak gibi kitaplarından. Daha gerçeğe, insana kalacak iş ve psikolojik gerilim romanları kendi içinde ‘King’in kaleminden’ bir devrim yapacak. Ama, belli ki daha zamanı var bu devriminde. King hala korkutmak, iyice korkutmak için insanın yanına gizemli, şeytani, ruhani, mistik etkenler eklemeyi sürdürüyor…

Sanatla ortaya çıkan kötülük…

Bol bol ‘sanat var’ dedim romanda. Resim sanatı. Nasıl çizileceğini, nelere dikkat etmek gerektiğini romanın son bölümüne kadar süren, ‘karanlık resim dersleriyle’ anlatıyor King. Ve Duma Adası’nda sanatla ortaya çıkan kötülüklere dikkat çekiyor. Romanın başkarakteri Edgar’ın geçirdiği talihsizlik ötesi kazayla değişen yaşamı onu, huzuru, yaşadığı kentten çok uzaklarda aramaya itiyor. Florida da soluğu alan Edgar, ardında; kazadan sonra ayrıldığı karısını, iki kızını, milyonluk şirketini, kaliteli yaşamını ve bir kolunu bırakıp ‘İkinci Hayat’ım dediği yeni hayatına başlıyor…

Yanına da bir tek, -psikiyatrının tavsiyesiyle- eskiden üzerine kafa patlattığı hobisine ait birkaç parça malzeme ve Öfke Yönetimi Bebeği Reba’yı alıyor. Doktoru sevdiği bir hobinin üzerine gitmesinin ona iyi geleceğini ve asabiyetini kontrol etmede hunharca kullanabilmesi için Reba’yı muhakkak yanına alması gerektiğine inandırıyor Edgar’ı…
Geçirdiği ağır kazanın ardından hurdaya dönene psikolojisine artı olarak kaybettiği kolu ve ağır hasar alan bacaklarıyla baş başa kalan Edgar çizmeye, çizdikçe rahatlamaya başlıyor. Bu esnada tanıştığı gizemli komşusu Wireman ve Wireman’ın yanında çalıştığı yaşlı kadın Elizabeth Edgar’ın yaşamına iyiden iyiye giriyorlar. Arkadaş, dost, rehber, cankurtaran olarak…

Çizdikçe rahatlayan Edgar, aslında çizdiklerinin muhteşemliği karşısında günden güne şaşkına dönüyor, ama bunu nasıl becerdiğini ilk zamanlar anlayamadığı için kimselere de dillendiremiyor. Öyle ki, uzun gecelerin ve ardından gelen kıtlıktan çıkmışçasına açlığın sebebi olan ‘resim yaptığı’ zamanlar, Edgar’ın kendinden geçip, bir başkası olduğu zamanlara dönüyor. Yaptığı resimlerin zamanla Edgar’la adeta konuşur, ona yol gösteri hale gelmesi, Elizabeth’in sırlarının Edgar’ın tuvallerinden yansıması sonun başlangıcını hızlandırıp, Duma Adası’nda mutluluk arayan Edgar’ı dönüşü olmayan bir mutsuzluğa sürüklemeye başlıyor… Ve, Perse’nin ortaya çıkmasıyla tüm taşlar yerine otururken, tüm yaşamlar allak bullak oluyor…

Dahasını yazmak okumayanlar için pek hoş olmayacak. Aslında bir çırpıda tamamını anlatmak isterdim, ama büyü bozulmadan, yazının başında belirttiğim tüm detayları okuyarak yaşamanızı tercih ederim…

Belki tekrar olacak, ama Duma Adası, içinde korkunun neredeyse tüm ögelerinin kullanıldığı, özünde korkutanın aslında insanın ta kendisi olduğunu anlatan, son dönemlerde okuduğum kitaplar içinde insanın ruhsal kimyasını tam anlamıyla çözen bir roman…

Uzun süre etkisinde kalıp, yıllarca unutamayacağınız Duma Adası, korku ekseninde -psikolojik gerilim- sevenleri raflarda bekliyor. Duma Adası’na yolculuğa çıkmanın bileti olan kitap, unutulmayacak bu tecrübenin kaçınılmazlığını kapağındaki etkileyici grafikle sunmayı da ihmal etmiyor…

stephen-king-photoDuma Adası / Stephen King / Çeviri: Esat Ören / Altın Kitaplar / 688 sayfa

Stephen King…

1947 yılında Portland’da dünyaya gelen Stephen King, 16 yaşında yazmaya başladığı korku öğeli öykülerini zamanla geliştirip, kısa sürede çok okunan bir yazar oldu. Amerikan Edebiyatı’nda hatırlı bir yere sahip olan ve kasabalı olduğu için romanlarında hep kasaba insanlarını işleyen King’in sinemaya uyarlanan romanlarından bazıları şunlardır: Carrie, The Shining, Hayvan Mezarlığı, Esaretin Bedeli, Yeşil Yol, Sadist, Bahçıvan, Öldüren Sis, O, Oyuncak Dükkânı, Düşkapanı…

Hayat paylaşınca güzelShare on Facebook4Tweet about this on TwitterPin on Pinterest1Share on Google+0Print this pageEmail this to someone

Hakkında Mahir Bora Kayıhan

1997 yılından beri basın sektörünün birçok iş dalında görev aldım. Daha çok dergicilik konusunda görev aldığım sektöre 2014 yılından beri grafiker olarak da hizmet ediyorum. Üretmeyi, ürettiğini paylaşmayı seven biriyim. Çevremde bana "fikir adamı" derler, iyi bir fikrin tüm hatalarıyla sahiplenilip büyütülmesinden yanayım. Fikirleri severim...

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

ăn dặm kiểu NhậtResponsive WordPress Themenhà cấp 4 nông thônthời trang trẻ emgiày cao gótshop giày nữdownload wordpress pluginsmẫu biệt thự đẹpepichouseáo sơ mi nữhouse beautiful