Templates by BIGtheme NET
Fotoğraf Kaynak: beyhancebeci.com

Gündeme Dair Bir Okuma Fikri: Kürk Mantolu Madonna

Kürk Mantolu Madonna’yı okuduğumda Maria Puder’e aşık olan Raif’in sevdiği kadını göremediği anlarda onun geçtiği yerlerde dolaşmasını gençlik yıllarımda sevdiğimi görmek için Eyüp Sultan’da bulunan Bayıldım yokuşunu gün içerisinde birkaç kez inip çıkmama benzetmiştim.

Makale: Akan Bozat  / 24 Ekim 2016, İstanbul

Elbette şimdi ki gibi telefonlar yoktu istediğinizde sevdiğinizi arayıp ulaşabileceğiniz. Ya da sosyal medyada yoktu sevdiğinizin neler yaptığını takip edebileceğiniz. Sevdiğiniz ortadan kaybolmuş ise tek yapabileceğiniz onu görebilme umuduyla onun olabileceği sokaklarda dolaşmaktı. Raif de benim gibi Maria’yı görebilmek için romanın içinde sokakları arşınlıyor, onunla geçtiği köprüden geçerek yokluğunu hasretini giderdiği de oluyordu. Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna kitabı, kitabı okuyan her insana kendinden bir şey verdiği/bulduğu için midir yazıldığı onca yıllardan sonrada hala en çok okunan kitaplar arasında yer alması.

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali’nin 1943 yılında yayımladığı bir romanıdır. İlk olarak Hakikat gazetesinde 18 Aralık 1940 – 8 Şubat 1941 tarihinde “Büyük Hikâye” başlığı altında 48 bölüm olarak yayınlanmıştır. Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna’yı ikinci kez askerlik yaptığı Büyükdere’de çadırda yazmış ve günü gününe gazeteye yetiştirmeye çalışmış, romanı yazdığı günlerde attan düşüp sağ kol bileği çatlayınca, kolunu tenekede ısıtılan suya koyup yazmaya devam etmiştir.

Romanın baş karhamı olan Raif ölümünün yaklaştığını anladığında, Maria Puder’le yaşadığı bu güzel günleri kaydettiği defterinin yakılmasını genç iş arkadaşından rica eder. Genç iş arkadaşı da Raif Efendi ile ilgili bu gizemi çözmek ve onu daha yakından tanıyabilmek için defteri okur.

Raif; 20’li yaşlarında babasının isteği üzerine gittiği Berlin’de, sanata olan ilgisi sayesinde bir sanat galerisine gider. Galerideki tablolar arasında bir sanatçının otoportresini görür ve tablodaki kadını hiç tanımamasına rağmen platonik olarak aşık olur. Bu tablo onda daha önce hiç hissetmediği duygular uyandırır. Raif Efendi tablodaki portrenin, Andrea Del Sarto tarafından yapılmış “Madonna delle Arpie” isimli tablodaki Madonna’nın portresine benzediğini düşünür. Tabloya o kadar hayran olur ki fırsat buldukça tabloyu görmeye gider, fakat başka gözlerin onu takip ettiğini fark etmez.

Artık ritüel halini alan bu tabloyu seyretme seanslarından birinde bir kadın onun yanına gelir. Bu kadın, tablonun sahibi olan sanatçı Maria Puder’dir. Maria, Raif’in tabloya olan hayranlığının farkındadır. Raif ise başta onun kendisiyle alay eden biri olduğunu düşünür. Tablonun sahibi ile konuştuğunu öğrenince ise dünyası bir daha geri dönüşü olmayacak şekilde değişir.

Raif Maria’yı çok sevmektedir fakat Maria’nın kendisine olan hislerinden emin olamaz. Yine de onun her istediğini yapmaya çalışır. İkisi beraber rüya gibi günler geçirirler fakat her zaman olduğu gibi bu romanda da hikayenin sonu kötü biter. Bir gün Raif, babasının öldüğünü öğrenir. Balıkesir Havran’a dönme kararı alır. Maria ile burada mektuplaşmaya devam edecektir. Birkaç mektuptan sonra, Maria’nın mektupları kesilir. Raif bunu hayra yormaz ve Maria’nın kendisinden sıkıldığını, vazgeçtiğini düşünür. Raif’in asla bitmeyecek olan kasvetli günleri burada başlar.

Sevmediği bir kadınla evlenir. Ancak mektupların kesilmesinden tam on yıl sonra Raif, Maria’nın akrabasını Ankara’da görür. Ondan da Maria’nın öldüğünün haberini alır. Üstelik Maria’nın mektuplarında sadece “iyi haber” olarak nitelendirdiği gerçeği de o anda öğrenir. On yıl önce Maria, Raif ile kız çocuklarını dünyaya getirdikten bir hafta sonra koma halinde ölmüştür.

sabahattin ali

Sabahattin Ali

Günümüzde özellikle sosyal medyada kitaptan alıntılar çok popülerdir. Maria’ya karşı hislerini anlattığı mısralarla gerçekten insanı derinden etkilemektedir.

“Hayatta en güvendiğim insana karşı duyduğum bu kırgınlık, adeta bütün insanlara dağılmıştı. Çünkü o, benim için bütün insanlığın timsaliydi.”

“Bir insanın diğer bir insanı, hemen hemen hiçbir şey yapmadan bu kadar mesut etmesi nasıl mümkün oluyordu?”

“Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. Bunun sebebi herhalde, ‘Bu öyle olmayabilirdi!’ düşüncesi.”

“Bu akşam anladım ki, bir insan diğer bir insana bazen hayata bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla sarılabilirmiş.”

“Sana ihtiyacım yok ki benim! İnsan yalnız da mutsuz olabilir çünkü.”

Hayat paylaşınca güzelShare on Facebook0Tweet about this on TwitterPin on Pinterest0Share on Google+0Print this pageEmail this to someone

Hakkında Konuk Yazar

Bu hesap; web sitemize konuk olarak sizler için makaleler kaleme alan dostlarımızın ortak hesabıdır.

ăn dặm kiểu NhậtResponsive WordPress Themenhà cấp 4 nông thônthời trang trẻ emgiày cao gótshop giày nữdownload wordpress pluginsmẫu biệt thự đẹpepichouseáo sơ mi nữhouse beautiful

venusbet giris cratosslot giris betebet giris elexbet giris tipobet giris meritroyalbet giris marsbahis vdcasino grandbetting betwinner markobet sekabet izmir escort perabet eskişehir escort betboo giris bahisnow giris limanbet giris bahsegel giris betpas giris jigolo siteleri adana escort